Yonca Evcimik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yonca Evcimik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

07 Kasım 2010

Anonim bilmece

Yonca Evcimik’in Tatlı Kaçık adlı şarkısını ilk duyduğumda burnuma dolan o buram buram Orta Doğu kokusu beni çok şaşırtmıştı. Zira Yonca Evcimik o tarihe kadar ağırlıklı olarak Avrupa pazarına yönelik şarkılar üretmiş, en azından her fırsatta asıl yapmak istediğinin bu olduğunu dile getirmiş, hatta birkaç yıl öncesinde gerçekten de Amsterdam’daki dans pistlerini sallamıştı. Lakin 1998 yazının o sıcak günlerinde karşıma çıkıveren Deniz Akel imzalı yepyeni klibinde Yonca Evcimik o zamana kadarki şarkıcılık kariyerinin oryantal motifler bakımından en zengin şarkısını seslendirmekte, şarkıcılık çizgisini böylelikle ilk defa Ankara’nın doğusundaki bir yerlere doğru çekmekte ve şarkının o şakkıdı şakkıdı gümbür gümbür ritmi eşliğinde bir yandan göbek dansındaki hünerlerini sergilerken diğer yandan da beni o küçük yaşımda şerefine içmeye davet etmekteydi. Onu bambaşka bir kadına dönüştüren o uzun kahverengi saçları, mavi lensleri ve daha sonra pek bir revaçta olacak olan Bahar Korçan etiketli eteğiyle de beni gafil avlamış olması yetmiyormuşcasına.

Tatlı Kaçık adlı şarkıyı ihtiva eden Yonca Evcimik albümü Günaha Davet elime geçtiğinde ise şaşkınlığım bir kat daha arttı. Albümün kartonetinde bu adaptasyon şarkının künyesi Orta Doğu’nun yakınından bile geçmemekte, besteci hanesindeki “Rus anonim” ibaresi şarkının kaynağı ile ilgili tüm tahminlerimi acı bir kesinlikle boşa çıkarmaktaydı. Bir süre sonra şarkının hikayesini anlatması istendiğinde Yonca Evcimik şarkının orijinal bestesini o yılın ilk günlerinde yılbaşı tatili için gittiği Moskova’da keşfettiğini, orada izlediği bir oryantal dansçının bu besteyi dans müziği olarak kullandığını söyleyecek ve tüm bilmiş itirazlarımı o küçük ukala ağzıma tıkıverecekti.

İnat ve dirayet hususunda Yonca Evcimik’ten aşağı kalır bir yanım olmadığı için ben de feleğime kolay kolay küsemezdim billahi. Karşısına çıkan her adaptasyon şarkının orijinaliyle de tanışmaya dair gizli bir ant içmiş olan beni paçalarımdan tutup Orta Doğu çöllerine doğru çeken bu şarkının kökünü içinde bulunduğu albümün kartoneti sıcak iklimlerden çok uzaklarda, Rusya’da aramamı salık veriyordu. Fakat yıllar boyunca her dinleyişimde şarkıyı evire çevire incelesem de bestesinin hiçbir tarafını Rus müziğine benzetemeyecek, inanmaz gözlerle çalımına ve işvesine önce bir sağdan, sonra bir de soldan baktığım o oynak bestenin nasıl olup da o buz tutmuş Rus topraklarında peydahlanmış olabileceğine akıl sır erdiremeyecektim. Yaptığı bestenin altına imzasını atmaya üşenen o Rus bestecinin peşine düşmek de ne mümkündü. Bilmeceyi tersinden çözebilmek umuduyla son bir çare olarak Rusya kaynaklı şarkılarda bu besteden esintiler aramaya koyulsam da bu çabalarım da sonuçsuz kalacak, sahipsiz besteler tanrısı ısrarla sesimi duymayacak, durum böyle olunca karşıma tek bir ipucu dahi çıkmayacaktı.

Çıkamazdı da zaten, çünkü gözlerimi yanlış iklimlerde yanlış topraklar üzerinde gezdiriyormuşum meğer. Nitekim bu esrarengiz besteye kaynaklık etmiş olma potansiyeli taşıyan bir şarkı soğuk Rusya steplerinden değil, güneşe ve sıcak denizlere doymuş Lübnan topraklarından çıkıp geldi. Saçı başı ve şarkılarıyla bizim Kader adlı şarkıcımızın bir muadili olduğunu hayal edebildiğim Pascale Machaalani adlı bir şarkıcının 1994 tarihli Banadi adlı albümünde yer alan Baladina adlı şarkısı hem bestesi hem düzenlemesi hem de yayımlanma tarihiyle Tatlı Kaçık’ın orijinal versiyonu olma ihtimali epey yüksek olan bir Orta Doğu hiti. Bu bilmeceyi bu bilgilerin ışığında tam bir kesinlikle çözmek yine de mümkün değil, zira Yonca Evcimik’in Moskova’da izlediği dansözün Baladina’nın Rusya’da üretilmiş bir versiyonu eşliğinde arz-ı endam etmiş olması da imkan dahilinde. Aynı şekilde Yonca Evcimik’in Moskova’da keşfettiğini belirttiği o “Rus anonim” bestenin 2500 km uzaklıktaki Lübnan müzik pazarında Baladina adlı şarkı olarak tezahür etmiş olması da pekala mümkün. Öte yandan Tatlı Kaçık’ın Kıvanch K imzalı o kıvrak düzenlemesi ile Baladina’nın eşit derecede Orta Doğu aroması taşıyan o oynak mı oynak düzenlemesi arasındaki benzerlikler Yonca Evcimik’in söz konusu besteyi Pascale Machaalani versiyonuyla keşfettiği ihtimalini güçlendiriyor. Bize de şimdi bu bilmecenin şerefine hadi hoppa içmek düşüyor olsa gerek.


Söz: Sezen Aksu
Müzik: Rus anonim
Düzenleme: Kıvanch K


16 Eylül 2010

“Adam” olacak kız

Sibel Alaş’ı 1993 sonbaharında bir Yonca Evcimik röportajı vesilesiyle tanıdım. Yonca Evcimik’le o röportajı yapan ben değildim. Orada vuku bulan da tokalaşmalı ve çok memnun olmalı bir tanışma değildi Sibel Alaş’la. Zira elimde dönemin kupon yüklü gazetelerinden birinin bir hafta sonu eki bulunuyordu ve o günlerde Show TV’de Karambol Show adlı programıyla popülaritesine popülarite katmakta olan Yonca Evcimik’le yapılmış bir röportajı okuyordum. Abone dönemindeki kılık kıyafetiyle postal modasını yarattığını, en büyük hobisinin Çikita ve Hipo adlı köpekleri olduğunu ve yaprak sarmasına bayıldığını açıklayan Yonca Evcimik röportajın sonunda işiyle ilgili planları sorulduğunda ise üçüncü albümünün yaz başında çıkacağını müjdeliyor ve bu yapım için vokalisti “Sibel” ile duygu yüklü şarkılar hazırladıklarını ekliyordu.

Sibel”? O da kimdi ki? Uzun zamandır yolunu gözlediğim bu yeni albüm haberine sevinmeyi bile bir kenara bırakıp ben o an tanıdığım tüm Sibel’leri teker teker aklımdan geçiriyor fakat bu Sibel’in hangisi olabileceğini çıkaramıyordum bir türlü. Yazının başında kastettiğim tanışma işte böyle bir tanışmaydı. Çıkaramamalı ve çok merak etmeli.

Başka çarem olmadığı için kendi haline bıraktığım “Sibel” odaklı merakım 1994’ün ocak ayında yayımlanan bir Gecenin Rengi programında nihayet devasını buldu. O dönem cumartesi gecelerini Kanal 6 ekranlarında Çiğdem Tunç ve Mehmet Ali Erbil’in sunuculuğunda şenlendirmekte olan bu “rating” zengini programın konuğu o akşam bir kez daha Yonca Evcimik’ti. Fakat Yonca Evcimik bu kez yanında sadece şarkılarını getirmemişti. Nitekim Çiğdem Tunç yeni albümüyle ilgili çalışmalarının nasıl gittiğini sorduğunda Yonca Evcimik yine vokalisti Sibel’in ismini zikrediyor ve bu sefer yukarıda bahsedilen röportajda yapamadığını yapıp sahneye o gizemli Sibel’i çağırıyordu. Akabinde gencecik bir kızcağız koşar adımlarla alkışlar eşliğinde sahneye çıkıyor, Çiğdem Tunç ve Yonca Evcimik’in arasındaki yerini alıyordu.

O dakikalarda benden başka kaç kişinin daha birkaç aydır demlenmekte olan merakı gideriliyordu bilemiyordum ama ben sonunda Sibel’i görmüş ve muradıma ermiştim. Lakin daha önce Aşkın Nur Yengi, Sertab Erener ve Levent Yüksel’in Sezen Aksu tarafından piyasaya gururla sunulmasına şahit olmuş olan gözlerime bu manzara ziyadesiyle tanıdık gelmekteydi. Ben bu düşüncelerle meşgulken söze giren Yonca EvcimikSon zamanlarda şarkıcıların vokalistlerini lanse etmesi moda oldu. Ben henüz kendi yerimi sağlamlaştırmaya çalışıyorum. Kimseden yardım görmemiştim. Başarılı, çalışkan ve gerçekten bir şeyler yapabilecek insanlara yardımcı olmak istiyorum. En yakınımda Sibel olduğu için ondan başladım.” şeklindeki sözleriyle o an ekranın yanlış tarafında olmam sebebiyle kendisine yöneltemediğim sorularımı farkında olmadan bir bir cevaplıyordu.

İlerleyen dakikalarda soyadının Alaş olduğunu öğreneceğim Sibel ile ilk röportajını yapmak ise hemen oracıkta Çiğdem Tunç’a kısmet oldu. Bu tek soruluk röportajda Çiğdem Tunç Sibel’e Yonca Evcimik’ten gördüğü bu destek ile neler yapmak istediğini soruyor, Sibel ise fitilinin o akşam o anlarda ateşlendiğini kabul edebileceğimiz şarkıcılık kariyerinin bu ilk röportaj sorusunu “Bu konuda şu an pek bir şey söyleyemiyorum. Şarkıcılığım henüz oturmadı. Öğrenmem gereken daha çok şey var. Fakat biz Yonca’yla evde çok güzel çalışmalar yapıyoruz ve kendimize çok güveniyoruz. Üçüncü albüme şarkı sözü ve beste olarak kendimizden bir şeyler katmak istiyoruz.” şeklinde cevaplıyordu. Böylelikle Sibel’in hem yüzünü görmüş hem de sesini duymuş oluyordum. Merakım giderilmesine gideriliyordu ama kıskançlığım da katlanıyordu bir taraftan. Zira henüz yirmili yaşlarının başında olduğunu tahmin ettiğim ve o an “prime time” müdavimi bir programda milyonlara tanıtılmakta olan bu genç kız gerçekten de şarkılarıyla Yonca Evcimik’in yeni albümünde yer alacaktı. O dünyayı uzaktan seyretmekte ve içine girmek için can atmakta olan benim gibi biri için yutulması çok zor bir lokmaydı bu, çok.

Sibel Alaş bu ilk televizyon tecrübesini o zamanların en çok dinlenen şarkılarından birini seslendirerek taçlandırdı. Kim bilir ne kadar heyecanlanarak Yonca Evcimik’in Karambol adlı şarkısını söyleyen Sibel Alaş’a Yonca Evcimik’in dansçıları eşlik ediyor, şarkının sonuna doğru bu görüntüye Yonca Evcimik de dahil oluyordu. Şarkının finalinde Sibel Alaş ve Yonca Evcimik’i bu “premier” zaferinin sevinciyle sarmaş dolaş görecek ve iki mevsim sonra Sibel Alaş ve Yonca Evcimik işbirliği cephesinde olacakların arifesinde bir süreliğine bu son resim ile idare etmek zorunda kalacaktım.

Doksanlı yılların Türk pop müziğinin en parlak ve en bereketli zamanlarını yaşadığı 1994 yazının başlarında ben de kulaklarımı kabartmış Yonca Evcimik dolaylarından bir ses bir seda beklemekteydim. Mayıs ayında piyasaya sunduğu pek havalı ve bir o kadar da başarılı 8.15 Vapuru adlı single yapım vesilesiyle adından çok söz ettirmiş, uzun kahverengi peruğunu ekranda “Hokai yamaşita kombamba kombamba” nidaları eşliğinde savura savura Abone benzeri bir saadet devri yaşamıştı Yonca Evcimik. Bu döneme eşlik eden gazete ve dergilerdeki haber ve röportajlarda ise ben hala Sibel Alaş’ın izini sürmekte ve bunda zaman zaman başarılı olmaktaydım. Bunların bir örneği Türk pop müziği ile birlikte uykusundan uyanan Hey adlı dergide karşıma çıkıyordu. Rahşan Gülşan imzalı bir haberde Yonca Evcimik’in 8.15 Vapuru ile Kıbrıs’a gidip bir konser verdiği duyuruluyor ve bu habere eşlik eden resimler Sibel Alaş’ın Yonca Evcimik klanındaki faaliyetlerine halen devam ettiğini ele veriyordu. Bunun ardından Number One adlı dergide yayımlanan bir haberde Yonca Evcimik’in yeni albümü müjdelenirken yapımın mutfağındaki söz yazarı ve bestecilerden de bahsediliyor ve artık hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde Sibel Alaş’ın da ismi anılıyordu. Böylece Sibel Alaş’ın o kış Gecenin Rengi adlı programa sırf gecenin herhangi bir rengi olmak için katılmadığını anlıyor, bir de bu sebepten ötürü Yonca Evcimik’in yeni albümünü merakla beklemeye koyuluyordum.

Temmuz sonu ile birlikte müzikmarketler nihayet Yonca Evcimik’in 1994 model albümüne kavuşuyordu. Ben de hemen olay yerine uğruyor, kutlu bir alışveriş sonrası Yonca Evcimik ’94 adlı bu albümün o kışkırtıcı kapağına baka baka eve yollanıyordum. O yıllarda kendime ritüel edindiğim üzere evin steril ortamında bir yandan albümdeki şarkıları dinlerken bir yandan da albümün kartonetini etüt etmekteydim. Mustafa Sandal, Ozan Çolakoğlu, Ercan Saatçi, Aykut Gürel, Kenan Doğulu ve Ozan Doğulu gibi isimlerin yanında bir Yonca Evcimik albümündeki şarkı künyelerinde ilk defa gözüme Yonca Evcimik’in de ismi çarpıyor, dahası ona bunda Sibel Alaş da eşlik ediyordu. İki mevsimdir yolunu gözlemekte olduğum bu albüm bir o kadar zamandır enini boyunu merak ettiğim Sibel Alaş şarkılarını da beraberinde getirmişti.

Yonca Evcimik’in o zamanlarki piyasadaki konumunun altını çizen Bandıra Bandıra ve Kıyamet Günü adlı şarkılar ile açılan albüm bir saksafon melodisiyle başlayan Tükendik adlı şarkı ile devam ediyordu. Sözlerini Yonca Evcimik’in Sibel Alaş ile birlikte yazdığı bu şarkı albümün ilk Sibel Alaş’lı şarkısıydı ve Cenker Sarp’ın bestesi, Aykut Gürel’in akustik düzenlemesiyle tüm zamanların en sevilen Yonca Evcimik şarkılarından biri olacaktı. Arsız Gönlüm adlı şarkının sözlerini ve bestesini Yonca Evcimik ve Sibel Alaş birlikte hazırlamıştı ve bu şarkıyı Yonca Evcimik’in belki de en matrak ve en alaturka şarkısı olan Boomerang takip ediyordu. Sözleri Sibel Alaş’a, bestesi Yonca Evcimik’e ait olan bu şarkıyla birlikte albümün ilk yarısı tamamlanmış oluyordu. Albümün ikinci yarısı ise Yonca Evcimik’in diğer hit adaylarının yanı sıra iki adet Sibel Alaş şarkısı içermekteydi. Sözü ve bestesi Sibel Alaş’a ait olan Anne ve Tut Elimi adlı bu şarkılar albümün öbür ucundaki Bandıra Bandıra adlı şarkının fırlamalığını ve albümün genel olarak yüksek temposunu dengeliyor gibiydi. Anlaşılan Sibel Alaş bu son derece “pop” şarkılar üzerine kurulu albümün arka planını Yonca Evcimik’in desteğiyle kendi naif tarzını yansıtan şarkılarla güçlendirmişti. Sibel Alaş’ın geri vokallerini de taşıyan ve içerdiği 12 şarkının 5’inde Sibel Alaş’ın imzası bulunan Yonca Evcimik ’94 adlı bu albüm hem Bandıra Bandıra’lı hem Tükendik’li kimliğiyle yıllar sonra Yonca Evcimik’in şarkıcılık kariyerinin en başarılı adımlarından biri olarak anılacaktı.

O yaz Yonca Evcimik ’94 adlı albüm içerdiği Sibel Alaş şarkılarıyla birlikte Türk pop piyasasında yol alırken Sibel Alaş da Yonca Evcimik’e bu yolculuğunda eşlik etmekteydi. Albümün beraberinde getirdiği rüzgarla birlikte Ege ve Akdeniz sahillerinde konserler vermekte olan Yonca Evcimik’e Sibel Alaş sahnede geri vokal olarak destek veriyor ve bir albüm şarkıcısı olmadan önceki son yazını yaşıyordu farkında olmadan. Zira o dönemde Yonca Evcimik’in menajerliğini yapmakta olan Zeki Aköz hem şarkıları hem de şarkıcılığıyla dikkat çekmeye başlayan Sibel Alaş’a tam da bu turne esnasında albüm yapma teklifinde bulunacaktı.

Derken bu fırtına dindi, 1994 sona erdi, 1995 yarılandı. O günlerde İzel aşk kokan yıldızlara hasret bir vaziyette açık denizlere doğru haykırıyor, Mirkelam ise koşar adımlarla girdiği Türk pop piyasasını her gün ve her gece meşgul etmeye devam ediyordu. Ben de bu nümayişe kendimi ziyadesiyle kaptırmış olmalıyım ki, bir gün televizyonda beliriveren bir klip beni fena halde hazırlıksız yakaladı. Sibel Alaş olduğuna yemin edebileceğim bir kızcağız Sibel Alaş’a ait olduğundan emin olduğum bir sesle içinde Mustafa Sandal’ın parmağı olduğuna kalıbımı basabileceğim bir şarkıyı söylemekte ve pek gösterişli bir klip ile ekranda salınmaktaydı.

Nitekim olan olmuş, ben kartonetlerin bu tarafındaki dünyada her şeyden habersiz yaşayıp giderken Sibel Alaş ilk albümü Adam’ı hazırlamış, paketlemiş ve hatta müzikmarketlere göndermişti bile. Bir önceki yaz Yonca Evcimik ’94 adlı albümün kartonetinde defaatle zikredilen ismi şimdi kendi albümünü süslüyordu, bu defa “sibelalaş” şeklinde. Yapımın prodüktörü Zeki Aköz, müzik yönetmeni ise Mustafa Sandal’dı ve içerdiği şarkıların çoğu sibelalaş imzalıydı. Albümün lokomotifi olan Adam adlı şarkıya Abdullah Oğuz’un çektiği Melih Çardak’lı klip ekranlardan inmek bilmiyor, radyolar Sibel Alaş şarkılarıyla şenleniyordu.

Her şey iyi hoştu da Sibel Alaş’ın albümünde Mustafa Sandal’ın ne işi vardı? Hem de müzik yönetmeni olarak. Sibel Alaş’ın bu başarılı çıkışını alkışlıyordum ama Yonca Evcimik’le arasının en iyi ihtimalle limoni olduğunu tahmin ettiğim Mustafa Sandal’ın bizim Sibel’in albümündeki varlığını açıklayamıyordum bir türlü. Çünkü 1994 yılının son günlerinde Türk pop şarkıcılarının da katılımıyla ülkenin müzik gündeminin irdelendiği Siyaset Meydanı adlı Ali Kırca programında Yonca Evcimik ’94 adlı albümün Mustafa Sandal imzalı hit şarkısı Bandıra Bandıra erotik içeriği sebep gösterilerek yerden yere vurulurken Yonca Evcimik kendisi için önemli olanın şarkının soundu olduğunu söylemiş, lakin Mustafa Sandal şarkısına yöneltilen pornografik suçlamalarını kabul etmiş ve Yonca Evcimik’in zorlamasıyla böylesine edepsiz bir şarkı ürettiğini ileri sürerek bundan çok pişman olduğunu açıklamıştı. Bunu takip eden günlerde Mustafa Sandal hızını alamayarak Yonca Evcimik’in kesinlikle bir şarkıcı olamayacağı, en iyisi gidip bale yapmaya devam etmesi gerektiği konulu demeçler vermiş, akabinde Yonca Evcimik de Mustafa Sandal’la bir daha çalışmama kararı aldığını camiaya bildirmişti.

1994 kışında Yonca Evcimik’in kendi sahnesinden feragat ederek ilk televizyon tecrübesini yaşattığı ve aynı yılın yaz aylarında yayımlanan albümünde şarkılarını seslendirdiği Sibel Alaş işte bu Mustafa Sandal ile hazırlamıştı ilk albümünü. Albümün kartonetindeki Sibel Alaş imzalı uzun teşekkür yazısında Yonca Evcimik’in ismini göremeyince ben de artık hızımı alamıyor, kendi kendime gelin güvey olmakta bir beis görmeyerek kafamda türlü türlü hikayeler kuruyordum.

Ben bunlarla meşgulken zaman durmadı, aktı, Sibel Alaş’ın hikayesi Adam’dan sonra da devam etti. Sırasıyla 1996 ve 1998 yıllarında yayımlanan Fem ve Çocuk adlı albümleri ile Sibel Alaş doksanların Türk pop müziğindeki naif yolculuğunu sürdürdü. Onu o günlerin en popüler şarkıcıları arasında tutan bu yapımlara Mustafa Sandal’ın herhangi bir katkısının olmaması, öte yandan Sibel Alaş’ın yolunun Yonca Evcimik’inkiyle de kesişmek bilmemesi kurduğum tüm denklemleri altüst ediyor, albüm kartonetlerinde görünmeyenler ekranda da belirmeyince bu bilmece çözülmüyor, çözülemiyordu bir türlü.

Çözümün bir yarısı kartonetler raflarda tozlandıktan ve yaşlar kemale erdikten sonra geldi. Yonca Evcimik’in ilk defa Sibel Alaş şarkıları seslendirdiği Yonca Evcimik ’94 adlı albümün üzerinden on yıl geçmişken 2004’te Aşka Hazır adlı Yonca Evcimik yapımı yayımlandı ve bu albümde 7/24 ve Adın Dün adlı iki Sibel Alaş şarkısı yer aldı. Yıllar sonra yeniden bir Yonca Evcimik albümünün şarkı künyelerinde Sibel Alaş’ın ismi geçiyor ve içime serin sular serpiliyordu.

Çözümün diğer yarısını ise hazır dünya artık iyice küçülmüşken, kartonetlerin ardındaki aleme ulaşmanın da türlü türlü yolu türemişken devrin nimetlerinden faydalanarak Sibel Alaş’tan bizzat talep ettim. Sibel Alaş yaptığı açıklamada Adam adlı albümünün prodüktörü olan Zeki Aköz’ün kendisine albüm yapmaya karar verdiği dönemde Mustafa Sandal’ın da menajerliğini yapmakta olduğunu ve Mustafa Sandal’ın bu albümü vücuda getiren ekibe bu sebeple dahil olduğunu belirtti. Bunun üstüne bir de Yonca Evcimik’in yeni albümünde kendi şarkılarının de yer alacağı müjdesini verdi Sibel Alaş ve böylelikle hem beni bu yıllanmış bilmeceden azat etmiş hem de “Adam” olacak kızın hikayesini oracıkta tatlı bir sona bağlamış oldu.

Kartonetlerin öteki tarafındaki asıl hikaye bizim taraftan görünenden farklı olabiliyor anlaşılan.

Söz + Müzik: Sibel Alaş + Mustafa Sandal
Düzenleme: Mustafa Sandal

09 Eylül 2010

Hot Boza For You

Abone ve 8.15 Vapuru ile birlikte tüm zamanların en büyük üç Yonca Evcimik hitinden biri olan Bandıra Bandıra adlı Mustafa Sandal şarkısı 1994 yazının en çok ses getiren şarkılarından biri olmuş ve yorumcusu Yonca Evcimik’e şarkıcılık kariyerinin en sükseli dönemlerinden birini yaşatmıştı. Bu şarkıyı taşıyan Yonca Evcimik ’94 adlı albümün fırtınasının 1994’ün son günlerine doğru şiddetini kaybetmesiyle birlikte Yonca Evcimik’ten de artık pek haber alamaz olmuştuk. Bir ara kulağımıza kendisine İngiltere ve Fransa’dan tekliflerin geldiği, kendi şarkılarından birini İngilizce sözlerle seslendirip Avrupa pazarına sunacağı çalınmıştı gerçi ama Yonca Evcimik’in şarkıcılarla üç yıllık kontrat imzaladığını bildiğimiz Şahin Özer’in şirketindeki günlerinin 1994 sonu itibariyle sonuna gelmiş olabileceğini tahmin ediyor, sonrasını kestiremiyorduk. Bu belirsizlik bir yıl kadar daha hüküm sürecek, müzik listelerinin Yonca Evcimik’siz geçirdiği 1995 yazının ardından biz hala Yonca Evcimik diskografisinden türlü türlü şarkıya İngilizce sözler yakıştırıyor olacaktık.

Sonbaharın ortalarına doğru yol almaktaydık ki, her zaman olduğu gibi Yonca Evcimik hiç beklenmedik bir anda hiç beklenmedik bir yerden yeryüzüne çıkıverdi. 30 Eylül 1995’te ta Amsterdam’da gerçekleşen bir basın toplantısında Yonca Evcimik Hollanda’dan Outland Records’ın, Türkiye’den ise 2019 Production, İstanbul Plak ve Moment Jeans’in desteğiyle yepyeni şarkılardan oluşan İngilizce sözlü bir “maxi single” hazırladığını ilan ediyordu. I’m Hot For You adlı bu yapımın o akşam Amsterdam’da Chemistry Dance Club’da Türk basınının da katılımıyla gerçekleşen ve Türkiye’de Radio 2019 tarafından canlı olarak yayımlanan tanıtım partisinde yeni imajıyla Yonca Evcimik mekanı dolduran kalabalığa “Hello, Amsterdam! This is the first time I’m in Chemistry. And I’ll present my new single, I’m Hot For You!” şeklinde sesleniyor ve yeni hiti Hot For You ile ilk defa sahne alıyordu. Akabinde şarkı Hollanda’da “12 inç” formatında piyasaya sunuluyor ve Yonca Evcimik sahnelere beklediğimizden de havalı bir dönüş yapmış oluyordu.

Bu pek şatafatlı “comeback” hadisesinin ardından Yonca Evcimik nihayet yeniden görüş alanımızdaydı. Fakat Yonca Evcimik’in bu pek gösterişli son hamlesi kendine o günlerde bula bula ancak magazin programlarında yer bulabiliyor, bu yapımlarda da Yonca Evcimik’in günah yuvası Amsterdam’da yaptığı yeni şarkısının pek sakıncalı pek müstehcen sözlerinden dem vuruluyordu. Tüm bu iddiaların arka planında kullanılan görüntüler ise o günlerde hala tam olarak dinleyemediğimiz bu edepsiz şarkının bir de klibinin olduğunu ele veriyordu. Gördüklerimizden anladığımız kadarıyla yapımın Amsterdam ayağını oluşturan ekip Türkiye’ye gelmiş, Yonca Evcimik’in Yonca Evcimik ’94 döneminden miras sapsarı saçlarını kısacık kesip Yonca Evcimik’i üstünde incecik bir gecelikle gece vakti Tarlabaşı sokaklarında dolaştırmıştı. Yonca Evcimik daha sonra klip icabı bir otel odasına yerleşmiş, yatağın üstüne çıkıp zıp zıp zıplamış ve banyo küvetinde köpükler içinde yorgunluk gidermişti. Hot For You adlı bu yeni Yonca Evcimik şarkısının bu görüntülerden oluşan klibi sıklıkla bu tür haberlere fon ve malzeme oluyor, ama ne yazık ki Türkçe müzik yayımlayan televizyon kanalları bu İngilizce sözlü ayıp şarkıyı ve onun açık saçık klibini yayımlamaktan imtina ediyordu. Yonca Evcimik bu sansasyonel şarkısıyla dönemin şarkılı türkülü eğlence programlarına da çağırılmayınca Amsterdam’da ateşlenen fitil Türkiye sınırlarına bir türlü ulaşamıyor, tüm görüp göreceğimiz ise paparazzi programlarında artık kendini, şarkıyı ve klibi savunmaktan, işin aslını anlatmaya ve kendini ifade etmeye çabalamaktan yorulmuş ve yıpranmış bir Yonca Evcimik’ten ibaret oluyordu.

İngilizce sözlü maxi single hadisesinin yankılarıyla Yonca Evcimik kendi ülkesinde hesaplananın tam tersi istikamette hızla yol alırken aksine Avrupa’da işler pek de fena yürümüyordu. Türk televizyonlarındaki magazin programları şarkının vahimliğini gözler önüne sermek amacıyla şarkının sözlerinin acemice hazırlanmış Türkçe tercümelerini yayımlamakla meşgulken Hot For You adlı şarkı Hollanda listelerinde iki numara olmuş, İngiltere’de BPM adlı programda liste başına yerleşmiş ve Music Week adlı dergiden de beş üzerinden dört yıldız almıştı bile. Türkiye’deki gidişatın belini doğrultmak için bu gelişmeler Türk basınına iletilse de olayların seyri değişmiyor ve yayınlansa artık da şu cehennemlik şarkıyı doya doya bir dinlesek dediğimiz maxi single geciktikçe gecikiyordu.

Tüm bunlar olup biterken bu prodüksiyonun sahipleri promosyonu bu denli olumsuz seyreden bu yapımı Türkiye’de pazarlayabilmenin tek yolunun içine Türkçe şarkılar sokuşturmak olduğu kanaatine varmış olacak ki, Yonca Evcimik birdenbire İngilizce şarkılardan oluşan bir maxi single yerine yarısı Türkçe yarısı İngilizce şarkılardan oluşan bir albümden bahseder oldu. Şeytan icadı şarkı Hot For You’nun pek de yapıcı olmayan rüzgarı da zaten artık iyiden iyiye zayıflamış ve 1995’in son günlerine gelinmişti.

Tam da o günlerde Yonca Evcimik sözü edilen bu melez albümünden Türkçe şarkılarla ekranda salınmaya başladı. O şimdi avcundaki yeni Türkçe şarkılarıyla nihayet Türk televizyonlarında aforozlara gelesi şarkısı Hot For You’yu da icra etme hakkını kazanırken bizler de sonunda bu şarkıyı o güzelim koreografisi eşliğinde baştan sona dinleyip izleme şansına erişiyorduk. Neyse ki, magazin basınının aylardır çığırtkanlığını yaptığı felaket başımıza gelmiyor, gökten ne taş yağıyordu ne de ateş topları.

Son anda gerçekleşen bir plan değişikliğiyle istikbali kurtarılmaya çalışılan bu anası Türk babası Hollandalı albüm elimize ulaştığında ise yapımın hangi tarafının hangi tarafını kurtaracağına karar veremiyorduk bir türlü. Zira sarı ve yeşil ağırlıklı kartoneti ve neon sarısı CD’si ile şöyle bir koklasak Chemistry Dance Club’ın kokusunu alacakmışız gibi gelen, lakin kapağındaki resminde bize asabi asabi bakmakta olan Yonca Evcimik’ten çekindiğimizden buna kalkışmadığımız I’m Hot For You adlı bu albümde Yonca Evcimik’ten iyi kötü bahsettireceği kesin olan İngilizce şarkıların önüne beş adet iddiasız Türkçe şarkı sıralanmıştı. Boza ve Okey Okey adlı şarkılar birer müzik felaketi olmasa da Yonca Evcimik diskografisinin alt sınırında geziyordu. Geriye kalan Dokunuver, Bitirdin Mi ve Sallan Yuvarlan adlı eli yüzü düzgün üç şarkının ise hiçbiri Yonca Evcimik’in tam da o dönem çok ihtiyacı olan kudrette bir hit değildi. Albümdeki Türkçe şarkıları Hot For You, Haydi Durma Dans Et ve Feel Your Love adlı üç İngilizce şarkı takip ediyor ve albümdeki iki Türkçe ve iki İngilizce şarkının altyapı ağırlıklı “dub” versiyonları ile yapımın repertuarı tamamlanıyordu. Böylece Yonca Evcimik’in bizzat müzik yönetmenliğini yaptığı bu bir yanı Boza’lı bir yanı Hot For You’lu yeni albümü herhangi bir hit sunamadan ve damakta bir oldu bittiye gelmişlik tadı bırakarak kapanıyordu.

Böyle bir yaradılış hikayesinin ardından bu kadarlık bir malzemeyle müzikmarketlerin raflarında alıcısını beklemeye koyulan bu albüme lokomotiflik etmek ise Boza adlı şarkıya düşüyordu. Bu şarkı Mete Özgencil’in yönettiği klibiyle ekranlarda kendine bir süre yer bulabilmiş olsa da o dönemki piyasaya hitap eden bir şarkı değildi ve dolayısıyla yapıma ticari bir başarı getiremedi. Albümün hit olma ihtimali en yüksek şarkısı Sallan Yuvarlan ise 1996 yazına doğru kliplenebildi. Yönetmenliğini Yonca Evcimik’in yaptığı bu klipte Yonca Evcimik’in henüz piyasaya sunduğu Çıtır Kızlar ve Birkaç İyi Adam da boy gösteriyor ve bu rengarenk manzarayla büyük ihtimalle çocuklar hedefleniyordu. Bu açıdan bakıldığında bu klip adeta Yonca Evcimik’i I’m Hot For You döneminin kargaşasından alıp birkaç yıl boyunca bir dizi oyuncusu olarak çocukların sevgilisi olmaya oynayacağı Çılgın Bediş döneminin kapısının önüne bırakıveriyordu.

Nitekim 1996 yazıyla birlikte Yonca Evcimik için artık Çılgın Bediş dönemi başlamıştı. Hot For You klibi uğruna kısacık kesilen saçları şimdi Bediş peruğunun altında uzuyor, söz konusu şarkının klibi ve bu şarkıyı ihtiva eden albüm ile alamadığı aferinleri çocukları ekran başına çivileyen Bediş’in “heyoo heyoo!” çığlıkları eşliğinde topluyor gibiydi Yonca Evcimik. I’m Hot For You albümü ne kadar büyük bir hayal kırıklığı yarattıysa Çılgın Bediş’in getirisi de bir o kadar ihtişamlı olmuştu. Çılgın Bediş’le gelen popülarite Yonca Evcimik’in o dönem en çok ihtiyaç duyduğu şeydi. Hal böyle olunca Yonca Evcimik’in enerjisini uzun bir süredir törpülemekte olan I’m Hot For You albümünün perdeleri daha fazla açık kalamazdı ve 1996 yazının ertesinde Dokunuver adlı şarkıya Saraybosna’da çekilen ve pek de iddialı olmayan bir kliple bu şanssız yapımın bu acıklı dönemi kapanmış oldu.

Kadrosundaki ümit verici isimlere rağmen birbirinden bağımsız ve bağlantısız iki projenin can havliyle birleştirilmesi, talihsiz şarkı seçimleri ve piyasanın nabzına haddinden fazla şerbet zerk edilmesi sebebiyle müzikal anlamda olmasa da Yonca Evcimik’e ticari açıdan o güne kadarki en büyük başarısızlığını yaşatan albüm oldu I’m Hot For You. Yonca Evcimik’in 1994 itibariyle zirvede olan şarkıcılık kariyeri 1995’te arz edildiği piyasaya birçok yönden fazla gelen bu albümün beraberinde getirdiklerinin bir sonucu olarak sekteye uğradı ve etkileri günümüze kadar sürecek olan bir “kırılma noktası” olarak Yonca Evcimik’in diskografisindeki yerini aldı. O çılgın Amsterdam gecesinde Chemistry Dance Club’ın sahnesine kim bilir ne hayaller kurarak çıkan yorumcusunu bu hikayenin sonunda Çılgın Bediş’in fantastik hayallerinin tam ortasına bırakıvermiş olması ise ironinin o pek meşhur kötü espri anlayışının bir tezahürü olsa gerek.

Yonca Evcimik | I’m Hot For You (1995)
01 Boza
Söz + Müzik: Mustafa Sağlam + Tayfun Yılmaz
Düzenleme: Cenker Sarp
02 Dokunuver
Söz: Yıldız Tilbe
Müzik + Düzenleme: Aykut Gürel
03 Bitirdin Mi
Söz: Seda Akay
Müzik + Düzenleme: Ozan Çolakoğlu
04 Okey Okey
Söz: Mustafa Sağlam + Tayfun Yılmaz
Müzik + Düzenleme: Murat Uncuoğlu
05 Sallan Yuvarlan
Söz + Müzik: Nazan Öncel
Düzenleme: Nazan Öncel + Hamit Ündaş
06 Hot For You
Söz: Richard Cameron
Müzik: Pieter Hoovers + Dennis Buné
Düzenleme: Con-Am
07 Haydi Durma Dans Et
Söz: Yonca Evcimik
Müzik: Pieter Hoovers + Dennis Buné
Düzenleme: Con-Am
08 Feel Your Love
Söz + Müzik + Düzenleme: Richard Cameron + Gerry Arling
09 Dokunuver Dub
Söz: Yıldız Tilbe
Müzik: Aykut Gürel
Düzenleme: Murat Uncuoğlu
10 Bitirdin Mi Dub
Söz: Seda Akay
Müzik: Ozan Çolakoğlu
Düzenleme: Murat Uncuoğlu
11 Hot For You Dub
Söz: Richard Cameron
Müzik: Pieter Hoovers + Dennis Buné
Düzenleme: Con-Am
12 Feel Your Love Dub
Söz + Müzik + Düzenleme: Richard Cameron + Gerry Arling

Söz: Richard Cameron
Müzik: Pieter Hoovers + Dennis Buné
Düzenleme: Con-Am